ORGANİK KİMYA

Organik
kimya temel olarak karbon ve hidrojen elementi içeren bileşikleri inceleyen bir
bilim dalıdır. Saç, cilt ve kasları meydana getiren RNA ve DNA; yediğimiz
içtiğimiz gıdalar; giydiğimiz elbiseler; ve aldığımız tüm ilaçlar organik
maddelerdir.
Organik kimya'nın temeli 18. yüzyıl ortalarında simyacılar tarafından
atılmıştır. O tarihlerdesimyacılar canlı kaynaklardan elde edilen maddeler ile
minerallerden elde edilen maddeler arasında o zaman için açıklanması
mümkün olmayan farklar gördüler. Bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen
bileşiklerin izole edilmesi ve saflaştırılması çoğu kez zordu. Bu
maddeler saf olsalar dahi, bunlar ile çalışmak kolay iş değildi ve mineral
kaynaklardan elde edilen bileşiklere nazaran bozulmaya daha fazla
yatkınlardı. İsveç'li kimyacı Torbern Bergman 1770 yılında ilk
defa olarak "organik" ve "inorganik" maddeler arasındaki
farkı ifade etti. Bu tarihten sonra "organik kimya" sözcüğü çok
kısa süre içinde canlı organizmalardaki bileşiklerin kimyası manasına ulaştı.
O yıllarda, kimyacıların çoğu organik bileşiklerde canlı kaynaktan gelen
"yaşamsal kuvvet" (vital force)'in organik ve inorganik
bileşikler arasındaki farkı yarattığını düşünüyorlardı. Bundan dolayı,
kimyacılar organik bileşiklerin inorganik bileşikler gibi laboratuvarlarda
elde edilemeyeceğini ve bu bileşikler ile deney yapılamayacağına
inanıyorlardı. Dolayısıyla, organik kimyanın gelişmesi çok gecikmiş oldu.
Michel Chevreul (1786-1889) 1816 yılında hayvansal yağ ile alkalileri
reaksiyona soktu. Elde edilen madde bildiğimiz sabun idi ve sabun bir
kaç saf organik bileşiğe ayrılabildi. Bu maddelere "yağ
asitleri" adı verildi. Böylece, ilk kez bir organik madde (yağ) dışarıdan
bir itici güç (yaşamsal kuvvet) olmadan diğer organik bileşiklere (yağ
asitleri) dönüştürülmüş oldu.
Friedrich Wöhler (1800-1882) 1828 yılında inorganik bir tuz olan amonyum
siyanatı daha önceleri bilinen organik bir madde olan üreye dönüştürerek
"yaşamsal kuvvet" kuramını iyice çürüttü.
Kimyacıların çoğu 19. yüzyıl ortalarında "yaşamsal kuvvet" kuramını
terk etmişlerdi. WilliamBrande 1848 yılında organik ve inorganik kimya arasında
keskin bir hat çizilemeyeceğinibelirtmiştir. Kimya bugün birleşmiş durumdadır.
En basit inorganik bileşikleri açıklayan temel bilimsel ilkeler en
karmaşık organik bileşikleri de açıklayabilmektedir. Bununla
birlikte, tarihsel nedenlerden dolayı organik ve inorganik kimya
arasındaki bölünme kendini hala hissettirmektedir.